Bitmeyen Yaz

Yalnız bir çocuk sayılırdım,pek arkadaşım yoktu ve 18 yaşıma gelmeme rağmen henüz bir sevgilim olmamıştı. Yalnız geçen yıllarım boyunca öğrendiğim bir şey varsa o da yalnızlığın insanın hayal gücünü kuvvetlenmeye,çalışmaya zorladığıydı. Sıkıntımı gidermek için pek çok ilginç fikir üretmiştim. Tabii fikirlerde bir süre sonra yetmemeye başladı bende hayal gücümü kullanarak fantezilerimi genişlettim. Daha önce bilmediğim yönlerimi keşfettim…Bunlar arasında en önemlisi kadın ayaklarına olan ilgimi keşfetmemdir ki zaten bu sayfalarda bu konuyla ilgili yaşadığım olaylar yer almaktadır. Gittiğimiz otel Alanya-Manavgat yolu üzerinde bir yerdi. Oteldebizden başka bir tane Türk aile vardı ve gerisi yabancıydı. Gerçekten muhteşem bir görünümü vardı ve yenilik kokuyordu. Daha sonradan öğrendim ki otelin ilk sezonuymuş. Odama yerleştim.Ailem hiç olmazsa onlardan ayrı bir odada yatmama göz yummuştu. Manzarası güzeldi. Camdan denizi ve havuzu gayet rahat görebiliyordum. Vakit kaybetmeden havuza doğru yollandım. İki gün geçtiğinde sıkıntıdan patlamak üzereydim,içimden sürekli beni buraya getirdikleri ve yalnızca sıkılmamı sağladıkları için aileme sövüyordum. Yalnızdım çünkü utangaç olmam,kızlara ya da diğer insanlara yanaşamamam yetmiyormuş gibi çevremdekilerin neredeyse tamamı yabancıydı. Biraz İngilizcem vardı hatta iyi konuşuyor sayılırdım ama konuşacak cesareti kendimde bulamıyordum. İki günümüde havuz kenarında ve denizin açıklarında geçirmiştim. Havuz kenarına iniyordum çünkü kendimi bir ayak cennetinde hissediyordum. Nereye baksam birbirinden güzel kadın ayaklarıyla karşılaşıyordum,güneş gözlüğümün ardından her ayağı inceliyor hepsiyle teker teker fanteziler kuruyordum. Yabancıların bu tür konularda daha esnek olduğunu düşündüğümden biraz umutlanıyordum. Belki durumumu farkeden bir Polonyalı yada Avusturyalı o güzel iki ayağı bana ikram edebilir diye düşünüyordum ama bu umutlarım düşündükçe sönüyor fanteziden öteye gidemiyordu. Denizde açılmayı çok severim,açıklardayken kendimi kıyıda yüzen insanlardan üstün görürüm. Ayrıca kıyıdaki kafalar birer benek olunca da yalnızlıktan korkar ne kadar kuvvetim varsa kullanarak kıyıya doğru bir depar atarım. İşte oteldeki ilk iki günümde havuzdan ayrıldığım zamanlarda yaptığım tek şey de buydu. Açıl…. sonra geri gel…. tekrar,tekrar…. İkinci günün akşamı aileme minnet borçluydum. Akşam yemeğini ayrı yiyordum ve yalnızlığıma küfürler yağdırıyordum. Bir ara masamdan kalktım ve bira almak amacıyla fıçıların oraya giderken bizimkilerin yanına uğramaya karar verdim. Onlar yemeklerini kapalı kısımda yiyorlardı,içeri girdim ve ŞOK!!!! Bizimkilerin yanında fazladan dört kişi daha vardı. İki masayı birleştirmiş, çevresine dizilmiş ve koyu bir muhabbete dalmışlardı. Baba olduğunu tahmin ettiğim kişi 50li yaşlarda görünüyordu ve karısının da ondan farkı yoktu. Babamın karşısında genç görünümlü iki kız oturmaktaydı,bir an umutlansam da benden büyük olduklarını anlayınca hevesim kursağımda kaldı. Bir kez daha yıkıldım,yalnızlığıma söverken iki tane muhteşem kızla tanışma fırsatı doğuyordu ama kendilerinden küçüklerle uğraşmayacakları kesindi. Masaya yaklaştım,gözler bana döndü, utancımdan yerin dibine girecektim. Keşke şu anda denizin dibinde yalnız olsam diye geçirdim içimden. Masadakilere merhaba dedim. Hepsiyle tokalaştım,umudum söndüğü için masadan uzaklaşmaya niyetliydim ama babam bakışlarıyla oturmamı emretti,emir demiri kesiyordu. Oturdum.Yaşlı amcanın adı Kaandı.Kaan amca, eşi Serap Hanım,kızları Banu ve Özlem beni süzdüler. Dış görünüşüm çok hoştur ve kibar bir insanımdır. İlk izlenimler iyi olmalıydı ki yüzler gülümsemeye başladı, arkasından da soru yağmuru…. İki saate yakın bir süredir masadaydık.Bu yeni aileyle pek samimi olmuştuk.Ankarada yaşadıklarını öğrenince bizimkiler iyice keyiflendi çünkü bizde Ankaradaydık.Sohbet boyunca birçok kere söze karıştım,onlarla güldüm ve yalnızlığımı unuttum. Banu 26 yaşında çok güzel bir kızdı.Ankara Üniversitesini bitirmiş, iş arıyordu. Uzun,dalgalı,kumral saçları ve şahane fiziğiyle beni nefessiz bırakıyordu.Özleminde ondan aşağı kalır yanı yoktu.Ablasından sadece iki yaş küçüktü ama fiziği onunla yarışıyordu,kızıl saçları mavi lensleriyle kimbilir ne canlar yakıyordu.Bilkent Üniversitesi mezunuydu ve staj yapıyordu. İkisinede aşık olmuştum.Ama maalesef onlara abla diye hitap etmek zorunda hissediyordum kendimi. Yemeğimi kendi masamda bırakıp gelmiştim ve haliyle hala açtım.Masadakilere durumu izah ettim ve açık büfeye doğru yollandım.Banu Ablada benimle kalktı ve tatlı masasına yöneldi.Beni pek sevmişe benziyordu.İkide birde takılıyor,şakalar yapıyordu. Yemekleri alınca ondan tarafa yöneldim.Gülümsedi,tatlılar hakkında yorumlar yaptık,bolca güldük.Masaya dönmeye hazırlanıyordu ki Banu Ablanın tabağındaki yaş pastalardan biri yere düştü.Bir kısmı ayağının üzerine dökülmüştü. O ana kadar nasıl dikkat etmediğime şaşırıyordum.İnanılmaz güzel ayakları vardı.Hayatımda gördüğüm en güzel ayaklara sahipti,çok seksi bir çift siyah terlik güzelliklerini pekiştiriyordu. O ayakların üzerindeki pastayı yalaya yalaya yemek ne güzel olur diye düşündüm.Biraz fazla düşünmüş,dalmış olmalıyım ki Banu Abla beni dürtmek zorunda kaldı.Hemen başımı kaldırdım. “Yiğitçim şu tabakları tutar mısın?” diye sordu.İsteği yerine getirim.Masadan bir peçete aldı ve özenle ayağını temizledi.Bana işi biraz uzatıyormuş gibi geldi.Acaba az önceki dalgın anımda düşündüğüm şeyleri anlamış mıydı?Yok canım nereden anlayacaktı….. Güzelce temizledikten sonra ayağa kalktı,peçeteyi masanın kenarına koydu ve elimden tabakları aldı. “Teşekkür ederim,zahmet oldu sana.” dedi.Bende önemli olmadığı yolunda birşeyler geveledim.Hem heyecandan hem de çekingenliğimi hala üzerimden atamamış olmamdan dolayı sesim çıkmıyordu. Arkasına döndü ve masaya yollandı.Bende kendime tatlı almaya başladım,peçete gözüme takıldı.Heyecandan benimki kalkmıştı.Etraftakilere çaktırmadan peçeteyi elime aldım,ağzımı siliyormuş gibi yaparak üzerindeki pasta parçacıklarını yaladım.O parçacıkların az önce Banu Ablanın ayağından,parmaklarından geldiğini düşününce zevkten boğulacak gibi oldum.Hayatımda ilk kez bir kadın ayağının tadına,dolaylı yoldan da olsa bakmış oluyordum…. Masaya döndüğümde kendimi toparlamıştım.Bütün bu olanların yalnızca üç yada dört dakika sürdüğüne inanamıyordum,bana saatler gibi gelmişti.Banu Abla ve Özlem Ablayla muhabbete daldım,benimkilerde yeni tanıştıkları arkadaşlarıyla muhabbet ediyorlardı. Oteldeki milli bütünlük sağlanmıştı.İki Türk aile idik ve arkadaş olmuştuk,artık yalnız değildim.Banu ve Özlem Ablalarım beni sevmişlerdi.Tabiki kardeş olarak ama olsun genede yalnızlıktan kurtulmamı sağlamışlardı.Keyfim yerindeydi….. Saatler ilerleyince büyükler esnemeye başladılar,çok geçmeden Kaan amca ve Serap teyze izin istediler,bizimklerde onları bekliyormuş Beraber kalktılar,odalarına yollandılar. Üçümüz kalmıştık.Saat gece biri geçiyordu. Yemekler yenmiş,masalar boşaltılmış,havuz kenarındaki masalar tekrar düzenlenmişti.Gecenin bu en keyifli dakikalarını seven turistlerin bir kısmı hala oturuyorlardı.Bir süre daha muhabbet ettik.Mutluydum ama hala kendime kızıyordum. Gene çekingenliğim tutmuştu,bir laf etmek için beş dakika uğraşıyordum.O sırada Özlemden sahile yürümek gibi bir teklif geldi. artık abla diye yazmayacağım çünkü zor oluyor Yavaş yavaş sahile doğru inmeye başladık.Karanlık çok güzeldi.Ağustos böc
ekleri ötüyor, uzaklardan kurbağa sesleri geliyordu.Ay denize yansıyor,dan seden yakamozlar oluşturuyordu. Karanlıkla nice yalnız geceler paylaşmıştım ama ilk defa gözüme bu kadar güzel göründü. “Pşşt” sesiyle irkildim.Gecenin güzelliğine kendimi kaptırmış olmalıyım ki hızlanmış ve onları biraz gerimde bırakmışım. Kızardım ve bunu gizleyen karanlığa teşekkür ettim.Gülümseyerek onlara yaklaştım. Durumu açıkladım.Ve geceden konuşmaya başladık.Sahilde yaklaşık yarım saat bir aşağı bir yukarı yürüdük ve kendimizi şezlonglara attık.Gerçekten çok iyi insanlardı.Çekingenliğimi fark etmişler,fazla üstüme gelmeden ondan kurtulmamı sağlamışlardı.Üçümüzde şezlonglarımıza uzandık ve sessizliği dinlemeye koyulduk. Tekrar konuşmaya başladığımızda konu yemeklere geldi.Hepimiz otelin yemeklerini beğenmiştik. Hele ben o yaş pastaya bayılmıştım Laf açık büfedeki olaya geldi, Banu olayı Özleme anlattı.Anlatırken muzip muzip gülümsedi,göz kırptı. Yattığım şezlong rahat değildi ama ben neredeyse onun üzerinde uyuyacaktım.”Odalara dağılalım mı?” diye sordum ve “Daha erken” cevabını aldım.Çok uykum vardı saat bayağı ilerlemişti.”Benim çok uykum geldi,o zaman ben gideyim” desemde fayda etmedi. Oyun bozanlıkla suçlandım. “Hiç olmazsa burada yat,biz giderken seni kaldırırız” dedi Özlem.”Tamam ben yatıyorum o zaman” dedim ve kalktım. Deniz kenarına indim ve oraya uzandım.Sular arasında yatmak çok güzeldi.Ritmik aralılarla dalga geliyor göğsüme kadar çıkıyor ve çekiliyordu.Koyun sayarmış gibi dalgaları sayarken uyumuşum. Aradan ne kadar geçti bilmiyorum ama birileri bana sesleniyordu.Zorlukla gözlerimi açtım,Banu ve Özlem tepemde dikilmiş beni uyandırmak için sesleniyorlardı.Uykunun öyle güzel yerinde uyanmıştım ki gözlerimi açamıyordum.Banu “Hadi Yiğiiit” diyerek ayağıyla omzuma bastırdı,birden bütün sinirlerim bir hoş oldu.O muhteşem ayaklar omzuma bastırıyordu.Rüya gördüğüme emindim. Özlemde “Hadi Yiğiit gidiyoruz kaaaalllkk” diye katılınca rüyada olmadığımı anladım. Dalgalar hala ritmik bir şekilde gidip geliyordu.Uykumun açılması için sulara doğru yuvarlanmaya başladım. Gelen ilk dalga uykumu aldı,ikincisi iyice açılmamı sağladı ve üçüncüsü boğazıma kaçtığı için öksürmeme neden oldu.Artık uyanmıştım.Ben dalgalarla uğraşırken onlarda arkamdan suya girmişlerdi.Su bileklerinin biraz üstüne geliyordu.Kalkmaya hazırlandım,dört ayak üstüne kalktığım sırada Özlem ayağıyla beni sulara doğru ittirdi. “Uyanmadın oğlum biraz daha kal suda” dedi,gülüşüp duruyorlardı. Tekrar öksürmeye başladım,sırt üstü devrilmiştim suya o sırada üzerimden bir dalga geçti,gözlerim haşlandı tuzlu sudan.Tekrar kalkmaya çalıştım ama Özlem tekrar ittirdi ayağıyla ve bu sefer ben devrilince üzerime çıktı.Gülüp duruyordu.Dalgalar yüzünden mahvolmuştum,Özlem üzerimde olduğu için kalkamıyordum,üzerimde onun ağırlığı varken öksürmek çok zordu ve beni harap düşürmüştü.Artık her dalga ağzıma burnuma giriyordu.Tekrar öksürmeye başladım,Özlemde fazla ileri gitmeden üzerimden indi.Her ikiside gülmekten ölüyorlardı. Gülerken bir yandan da “Uykucular işte böyle uyandırılır” diye laf atıyorlardı bana.Güç bela ayağa kalktım,kıyıya çıktım ve kumlara uzandım. Gece çok soğuk geldi birden.Üşüdüm..son bir kez öksürdüm.Onlarda yanıma uzandılar.Eşek şakalarını nasıl bulduğumu sordular.Ne cevap vereceğimi bilemiyordum.Özlemin çıplak ayaklarıyla beni ezmesinin beni heyecandan geberttiğini mi yoksa tuzlu dalgalar arasında boğulmak üzere olduğumu mu söylemeliydim.İkinci şıkkı seçtim ve biraz sert bir sesle “Beni neredeyse öldürüyordunuz” dedim.Gelen cevap beni tekrar şoka sürükledi. “Ne yani benim üstüne çıkmamdan hoşlanmadın mı?” diye sordu Özlem. Ne diyeceğimi düşünürken fazla vakit geçirmiş olmalıyım ki devam etti

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: